Göçmen Kaçakçılığı Suçu


Göçmen Kaçakçılığı Suçu Nedir ?

Maddi menfaat elde etmek amacıyla , yasal olmayan yollardan bir yabancıyı ülkeye sokma veya ülkede kalmasını sağlama , Türk vatandaşı veya yabancının yurtdışına çıkmasını sağlayan kişi göçmen kaçakçılığı suçunu işlemiş olur.

Ülkeler arasında ekonomik, siyasi, çoğrafi ve yaşam koşulları arasında farklılıklar insanları bulunduğu bölgelerden bir başka ülkeye göçe zorlamaktadır. Özellikle üçüncü dünya ülkelerinde yaşanan siyasi, ekonomik  sorunlar yaşam koşulları bakımından daha iyi ülkelere göçe yönelmektedir. Özellikle asya, orta doğu ve afrika ülkelerin daha iyi yaşam ümidiyle göç ettiği ülkeler Avrupa ülkeleridir. Türkiye, çoğrafi olarak  Avrupa ile yakın olması  transit yolu olarak tercih edilmesine neden olmaktadır. Bu anlamda yasal olmayan yollardan yapılan göçme kaçakçılığı gerek uluslararası sözleşmelerle gerekse de Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmiştir.


Göçmen Kaçakçılığı Suçunun Şartları Nelerdir ?

Göçmen kaçakçılığı suçunun faili herkes olabilir. Suçun mağduru, uluslararası toplum olmakla birlikte suçun konusu ise göçmen kişilerdir.

Göçmen kaçakçılığı suçu, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan ;

  • Bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasını sağlayan

  • Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan şeklinden gerçekleşen seçimlik hareketli bir suçtur.


Göçmen Kaçakçılığı Suçunun Cezası Nedir ?

Göçmen kaçakçılığı suçu, Türk Ceza Kanununun Uluslararası Suçlar kısmının  Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti bölümünün 79. Maddesinde düzenlenmiştir.

Madde 79 : 1) Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan;

  • Bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkan sağlayan,

  • Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan,

  • Kişi, 3 yıldan 8 yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.

  • 2) Suçun, mağdurlarının;

       a)   Hayatı bakımından bir tehlikeye oluşturması,

       b)   Onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi,

       halinde, verilecek ceza yarısından üçte ikisine kadar artırılır.

       3)  Bu suçun; birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde verilecek ceza yarısına kadar, bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır.

       4)   Bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. 


Göçmen kaçakçılığı suçu, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi suç tamamlanmış gibi kabul edilerek cezaya hükmolunur. 6008 sayılı yasa ile 79. Maddenin birinci fıkrasına ‘’ Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.’’ şeklinde bir ifade eklenmiştir. Yasanın yürürlüğe girdiği 25.07.2010 tarihinden sonra işlenen suçlarda, suç teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile tamamlanmış suçu işlemiş gibi cezalandırılacaktır.




GÖÇMEN KAÇAKCILIĞI SUÇU İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI 

 

Dosya kapsamına göre, sanıklar hakkında göçmen kaçakçılığı yapmak eyleminden dolayı ... Cumhuriyet Başsavcılığının 13/09/2005 tarihli ve 2005/4738 iddianame numarası ile açılan kamu davasının kabulüne karar verilerek yapılan yargılama sırasında, sanıklara ulaşılamaması üzerine, açık kimlik bilgileri tespit edilmeden şüpheliler hakkında açılan davanın, kamu davası niteliği taşımadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 175/1. maddesine göre iddianamenin kabulü ile kamu davasının açılmış olacağı ve kovuşturma aşamasının başlayacağı, anılan Kanun'un 223. maddesinde de hüküm türleri belirtilmiş olup, davanın reddi sebeplerinin de gösterilmiş olduğu, sanıklara ulaşılamamış olunmasının davanın reddi nedeni olmadığı, zamanaşımı süresi boyunca kamu davasının görülmeye devam etmesi gerektiği gözeltilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek ... İşleri Genel Müdürlüğü 18/12/2014 gün ve 94660652-105-34-10699-2014-22691/75190 sayılı yazılı istemin Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle gereği düşünüldü:
Sanıklar hakkında verilip temyiz edilmeden kesinleşen hükmün incelenmesinde;

 Sanıklar hakkında yerel mahkemece göçmen kaçakcılığı suçundan yapılan yargılama sonucunda açık kimlikleri tespit edilmediği, böylelikle açılan davanın kamu davası niteliği taşlımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İddianamenin iadesinin koşulları ve süresi 5271 sayılı CMK'nın 174. maddesinde düzenlenmiş olup, Yerel Mahkeme 13/09/2005 düzenleme tarihli iddianameyi 16/09/2005 tarihinde kabul etmiş, iddianamenin iadesi tartışma konusu olmaktan çıkmıştır.

Yerel Mahkemece 06/02/2013 tarihinde yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir. Ret kararı CMK'nın 309/4-c maddesi gereği davanın esasını çözen mahkumiyet dışındaki hükümlerdendir. Kamu davasının reddi kararı 5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesi uyarınca hüküm niteliği olup aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir biçimindeki
düzenleme gözönüne alındığında somut davada her iki koşulun da gerçekleşmediği dikkate alınarak yargılamaya devam edilip varılan sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, bu itibarla kanun yararına bozma istemine dayanan tebliğname yerinde görüldüğünden,... Asliye Ceza Mahkemesinin 06/02/2013 tarihli 2005/1776 E.- 2013/68 K. sayılı kararının sanığın aleyhine tesir etmemek kaydıyla CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 01/04/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2015/125 Esas 2015/101 Karar )



Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Dosya kapsamına göre, kaçak yollardan ülkeye giriş yapan göçmenleri
, yurt dışına çıkarmak isteyen sanığın eyleminin, “bir yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlamaya teşebbüs” olduğu ve suç tarihi dikkate alındığında sanık hakkında TCK'nın 35. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
3- 6545 sayılı Kanunun 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanunun 106/3 maddesi uyarınca hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık ...'in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19/06/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

(Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/12679 E. 2018/9781 K.)


Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü.
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanıklara yükletilen göçmen
 kaçakçılığı eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Temel cezanın belirlenmesinde, suçun işleniş biçimi, failin kasta dayalı kusurunun yoğunluğu, olayın meydana geliş şekli ile göçmen
 sayısı dikkate alınarak teşdiden uygulama yapılması gerekirken alt hadden ceza tayin edilmiş, suçta kullanıla lastik botun 8 kişilik olmasına rağmen sanıklarla birlikte botta 22 kişinin olması, 4-5 şiddetinde rüzgara rağmen botta seyir farı, göçmenlerin bir kısmında ise can yeleğinin bulunmaması ile gidilen mesafe gibi hususlar dikkate alınarak, TCK'nın 79/2. maddesi kapsamında bir değerlendirme yapılmamış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
TCK'nın 53/1-b maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda ve TCK’nın 53/1-c maddesinin Kanunda öngörülen biçimde infaz aşamasında resen gözetilebileceği,
Anlaşılmış ve ileri sürülen temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi başkaca hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
Karardan sonra yürürlüğe giren 28/06/2014 tarih 6545 sayılı Kanunun 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanunun 106/3 maddesi uyarınca, adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma kararı verilebilecek olması karşısında, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde para cezasının ödenmemesi halinde kalan cezanın hapse çevrilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanıklar ... ile ...’ın temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, temyiz edilen karardan, tebliğnameye uygun olarak “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine” ilişkin kısım çıkarılarak HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 
( Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2017/5791 E. 2017/12571 K. )