Hakaret Suçu


Hakaret Suçu

Hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu'nun 125-131 maddeleri arasında şerefe karşı suçlar başlığı altında düzenlenmiştir.

TCK madde 125 : '' Bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur,şeref ve saygınlığına saldıran kişi, 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. ''

Hakaret suçu, somut olayın niteliğine göre değerlendirilerek söylemin hakaret suçu kapsamında olup olmadığı değerlendirilir. Ancak; kanun ve yargıtay kararları burada ölçü olarak kişinin onur, şeref ve saygınlığı rencide edip etmediğini kıstas olarak almaktadır. Hakaret suçunun, günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle whatsapp, mesaj , sosyal ağ ve sitelerde işlenmesi artmıştır.

Hakaret suçu kişinin gıyabında(yokluğunda) işlenmesi için en az 3 kişi ile ihtilat edilmesi gerekmektedir.

Hakaret suçunun;

a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,

b) Dini,siyasi, sosyal,felsefi inanç,düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden,yaymaya çalışmasından,mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,

c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerinden bahisle, 

işlenmesi halinde, cezanın alt sınırı 1 yıldan az olamaz.

Hakaret Suçunda Şikayet Süresi Var Mı?

Hakaret suçunun basit hali 6 aylık şikayet süresine tabidir. Nitelikli hali ise süreye tabi değildir. 

Haksız Fiil Nedeniyle veya Karşılıklı Hakaret Halinde Ne Olur?

Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde ,verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. Bu suçu, kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde, kişiye ceza verilmez.

Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, olayın mahiyetine göre, taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.


HAKARET SUÇU İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Yargılamaya konu somut olayda;"işin tuhafı da Allah ın selamını benim sana layık görüp vermem, ben hayatta seni adam yerine koyup muhatap alıp soru da sormam, laf da söylemem" şeklindeki ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın katılana yönelttiği sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi,Kanuna aykırı ve, sanık ...'ın, temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 21/04/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ( Yargıtay 18.Ceza Dairesi 2015/17794 Es. 2016/8447 K. )



Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Yargılamaya konu somut olayda; sanığın, müştekiye söylediği “Allah belanı versin” şeklindeki ifadeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın müştekiye yönelttiği sözlerin, müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, beddua niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,Kabule göre de;
Suçun aleni kabul edilen duruşma salonunda işlendiğinin anlaşılması karşısında, TCK'nın 125/4. maddesinin uygulanmamasıKanuna aykırı ve sanık H.. Ç..'nin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA. ( Yargıtay 18.Ceza Dairesi 2012/461 E. 2012/1412 K.)



1- Mahkemece sanığın, telefona çıkan katılan ...'e yönelik “ senin ananı sinkaf edicektim ancak etmedim, ananı avradını sinkaf ederim” şeklinde hakaret ettiğinin kabul edilmesi karşısında sanığın eyleminin katılanın annesi olan katılan ...'e yönelik olmadığı anlaşılmakla sanık hakkında katılan ...'e yönelik eylemi nedeniyle cezaya hükmedilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile birden fazla katılana karşı gerçekleştirdiğinden bahisle TCK'nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini

2- Hakaretin karşılıklı işlendiğinin kabulü karşısında sanık hakkında ilk hareketin kendisi tarafından gerçekleştirildiğinden bahisle yasal olmayan gerekçe ile TCK'nın 129. maddesinin uygulanmaması,

Kanuna aykırı, sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 08/12/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (Yargıtay 18.Ceza Dairesi 2015/8983 Es. 2015/13067 K.)