CEZA AVUKATI - AĞIR CEZA AVUKATI - İSTANBUL

CEZA AVUKATI VE AĞIR CEZA AVUKATI 

Türk yargı sisteminde bir avukat, yasal olarak her türlü davaya bakma yetkisine sahiptir. Ancak bazı avukatlar yalnızca belirli bir alanda yoğunlaşarak o yolda ilerlemeyi tercih etmektedir. Bu bağlamda ceza avukatı, sadece ceza hukukunun konusuna giren davalarla ilgilenen hukukçulara verilen mesleki addır. Bu süreçte toplumda ceza avukatı ve ağır ceza avukatı olarak adlandırılan iki farklı tanım da ön plana çıkmıştır. 

Elbette ki her avukat her dava türünü üstlenebilir; ancak ceza avukatı veya ağır ceza avukatı yalnızca ceza hukuku kapsamındaki uyuşmazlıklara baktığı ve benzer mahiyette çok sayıda dosya incelediği için, uzmanı olduğu konuda müvekkiline daha yüksek bir fayda sağlayacaktır. Yetkin bir ceza veya ağır ceza avukatı, üstlendiği dosyayı titizlikle ele alarak müvekkilinin lehine olan en doğru yolları ve stratejileri izlemeli, onu mahkeme huzurunda en etkin şekilde temsil etmelidir. 

Ceza davalarında gerek Ceza Muhakemesi Kanunu’nu iyi bilmek gerekse değişen kanun maddelerini takip etmek gerekmektedir. Usul, bir yargılamanın en önemli unsurudur. Zira hukukta "usul esastan önce gelir" prensibi söz konusu olup bu durum son derece önemlidir. Dava dosyalarında usule aykırı delil bulundurulması hüküm verilirken dikkate alınır ve usule aykırı delil de hükme esas alınamaz. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili hükümleri bu duruma açıkça dikkat çekmektedir: 

  • CMK m. 206/2-a: "Delil, kanuna aykırı şekilde elde edilmişse" reddolunur.
  • CMK m. 217/2: "Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir."
  • CMK m. 230/1-a: Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.

Bu maddeler açıkça usulün ve hukuka uygun elde edilen delillerin önemine dikkat etmektedir. Bu unsurlar yerel mahkemenin gözünden kaçsa dahi mutlaka üst mahkemece (İstinaf ve Yargıtay) aşamasında dikkate alınır. 

İşte bu konuda uzmanlaşan bir ceza avukatı, zamanla bu dosyalarda tecrübe edinerek gerek usul yönünden gerekse de esas yönünden müvekkilini en iyi şekilde savunur. Sahip oldukları bu başarılarla toplumda "ünlü ceza avukatı", "en iyi ceza avukatı" veya "ağır ceza avukatı" gibi unvanlar alabiliyor.

CEZA AVUKATI HANGİ DAVALARA BAKAR? 

Ceza hukuku, devletin yasalarla koyduğu suçları ve bunlara uygulanacak yaptırımları konu alan bir kamu hukuku dalıdır. Bu anlamda başta Anayasa, Türk Ceza Kanunu (TCK), Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve ilgili diğer mevzuatlar ceza hukukunun kaynaklarını oluşturmaktadır. Bir ceza avukatı, bu mevzuatları titizlikle inceleyerek müvekkilinin lehine olan hukuki noktaları tespit eder. 

Ceza avukatı, soruşturma aşamasında müvekkilinin gerek kollukta ve savcılıkta alınan ifadesinde gerekse Sulh Ceza Hakimliği'ndeki sorgusunda yanında bulunarak sürecin hukuka uygun yürütülmesini sağlar. Kovuşturma aşamasına geçilmesi halinde ise mahkeme süreçlerinde müvekkilinin haklarını en doğru şekilde savunarak hukuki yardım sunar. 

Ceza avukatı; başta Türk Ceza Kanunu'nun özel hükümler kısmında yer alan suçlar olmak üzere Asliye Ceza Mahkemesi, Ağır Ceza Mahkemesi, kolluk, savcılık ve hakimlik aşamasındaki tüm işlemlere bakmaktadır. Bu kapsamda takip edilen başlıca dava ve suç türleri şunlardır: 

  • Cinsel Saldırı Suçu
  • Cinsel Taciz Suçu
  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu
  • Reşit Olmayanla Cinsel İlişki
  • Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu
  • Uyuşturucu Madde Kullanma ve Bulundurma Suçu
  • Hakaret Suçu
  • Dolandırıcılık Suçu
  • Kasten Öldürme Suçu
  • Yağma Suçu
  • Fuhuş Suçu
  • Göçmen Kaçakçılığı Suçu
  • İnsan Ticareti Suçu
  • Kasten Yaralama Suçu
  • Organ veya Doku Ticareti Suçu
  • Kişi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu
  • Tehdit Suçu

Bir ceza avukatı, sıralananlar başta olmak üzere ceza hukukunun alanına giren birçok farklı suçu ve davayı profesyonel bir yaklaşımla takip eder.

İSTANBUL ‘DA CEZA AVUKATI ARIYORUM 

İstanbul Barosu, Türkiye'nin ve hatta dünyanın en kalabalık barolarından biridir; bu sayı her geçen gün artarken, buna paralel olarak İstanbul’un nüfusu da yükselmektedir. Avukatlar çoğunlukla İstanbul'da çalışmalarını sürdürmekle birlikte, elbette diğer illerimizde de pek çok meslektaşımız görev yapmaktadır. İstanbul'da yargılaması devam eden ve bir dava dosyası bulunan kişi, doğal olarak "İstanbul'da ceza avukatı arıyorum" diyerek dosyasını bulunduğu şehirdeki bir avukata emanet etmek istemektedir. 

Bir avukat, bağlı bulunduğu baro dışındaki illerde de dava dosyası alabilir ve bu dosyaların takibini sağlayabilir; buna ilişkin yasal bir engel bulunmamaktadır. Ancak davanın görüldüğü şehirdeki bir ceza avukatı ile çalışmak, sürecin takibi açısından hem çok daha pratik olmakta hem de avukata ulaşılabilirliği kolaylaştırmaktadır. Dolayısıyla İstanbul'da davası görülen vatandaşlarımız, en sağlıklı hukuki süreci yönetebilmek amacıyla "iyi bir ceza avukatı" arayışını doğrudan İstanbul içinden yapmayı tercih etmektedir. 

CEZA AVUKATI İLE ÇALIŞMAK NEDEN ÖNEMLİDİR? 

Bir suç ihbarı alan veya suç işlendiğini fark eden kolluk kuvvetleri ya da savcılık, savcılığın talimatlarıyla derhal işlemlere başlar. Savcılık; elde edilen deliller, şüpheli, mağdur ve tanık ifadeleri doğrultusunda suç işlendiği kanaatine varırsa kişi hakkında iddianame düzenler. Mahkemenin bu iddianameyi kabul etmesiyle birlikte artık kovuşturma yani mahkeme aşamasına geçilmiş olur. Bu süreçte şüphelinin veya mağdurun kollukta ve savcılıkta ifadesi alınır; savcılık makamı şüpheliyi serbest bırakabilir, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verebilir, tutuklamaya sevk edebilir ya da kovuşturmaya yer olmadığına dair (takipsizlik) karar verebilir. Eğer kişi adli kontrol veya tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilirse, sorgu hakimi şüphelinin tutuklanıp tutuklanmayacağı hakkında karar verir. 

İşte bu kritik aşamaların tümünde bir ceza avukatı, öncelikle dosyayı titizlikle inceler, müvekkiliyle görüşerek karşılıklı bir yol haritası belirler ve müvekkilinin lehine en iyi sonucu alabilmek için çalışır. Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) sayılan suç tiplerini ve usule ilişkin hükümleri içeren Ceza Muhakemesi Kanunu'nu (CMK) ayrıntılı şekilde inceleyerek dosyaya etkin bir müdahalede bulunur. Zira her suç tipi birbirinden farklıdır ve bunlara ilişkin usuli işlemler de değişiklik gösterebilir. 

Örneğin, uyuşturucu dosyalarında usulüne uygun bir arama veya el koyma kararı olmaksızın suç unsuru elde edilmişse, bu hukuka aykırı bir delildir; dolayısıyla hükme esas alınamaz ve kişiye bu yolla ceza verilemez. Nitekim konuya ilişkin pek çok Yargıtay kararı da mevcuttur ve yetkin bir ceza avukatı dosyada bu tür hayati noktaları tespit edip zamanında ileri sürmelidir. Benzer şekilde, hırsızlık suçunda malın değerinin veya miktarının az olması durumunda cezada indirim uygulanabileceği gibi bazı hallerde ceza verilmesine de yer olmadığına karar verilebilir. 

İşte bu hukuki nüansları dosyada eksiksiz bulup yargılamanın her aşamasında savunan bir uzmanla hareket etmek, hak kayıplarını önlemek adına iyi bir ceza avukatı ile çalışmayı zorunlu kılmaktadır. 

CEZA AVUKATI İLE ÇALIŞMAK GEREKLİ MİDİR? 

Ceza davaları, kişinin özgürlüğünü doğrudan etkilediği için mutlaka bir ceza avukatı ile çalışmak gerekmektedir. Çünkü ceza avukatı, hem usul ve esasa hakim olarak müvekkilinin savunmasını en üst düzeyde gerçekleştirir hem de bu zorlu süreçte onun en büyük hukuki destekçisidir. 

Daha önce de belirttiğimiz üzere, yargılama bütünüyle şekil ve esasa dayandığı için sürecin alanında uzman bir ceza avukatı ile takip edilmesi elzemdir. Bir dosyanın avukat eşliğinde yürütülmesi son derece önemli bir unsurdur; bu sayede hem yargılama mercii karar verirken daha dikkatli hareket eder hem de şüpheli, sanık, mağdur veya katılan için çok daha isabetli, sağlıklı ve adil bir karar çıkma ihtimali yükselir. 

CEZA DAVALARINA BAKAN AVUKATLAR – İSTANBUL CEZA AVUKATI – İSTANBUL AĞIR CEZA AVUKATI 

Ceza davaları, konusu suç teşkil eden ve gerek Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) gerekse ilgili diğer kanunlarda belirtilen suçları kapsayan davalardır. Suç teşkil eden olayları konu alması nedeniyle bu süreçlerde başta Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve ilgili tüm mevzuata hakim olmak büyük önem taşır. 

Ceza davaları, yalnızca bireyi değil, toplumun tamamını yakından ilgilendiren kritik nitelikteki uyuşmazlıklardır. İnsanlık tarihi kadar eski olan bu davalar, devletlerin hukuk düzeni içerisinde her daim merkezi bir yer tutmuştur. Toplum düzenini ve adalet dengesini sağlamada ceza hukuku hayati bir role sahiptir. Tarih boyunca farklı devletler bu alanı kimi zaman sözlü kurallarla kimi zaman da yazılı yasalarla düzenlemiştir; günümüz Türk hukuk sisteminde ise ceza yargılaması tamamen yazılı kanunlara dayanmaktadır. 

Bu kapsamda suçların tanımı ve cezaları Türk Ceza Kanunu ile belirlenirken, yargılamadaki usul işlemlerinin nasıl yürütüleceği Ceza Muhakemesi Kanunu ile düzenlenmiştir. Herhangi bir ceza davası ele alınırken öncelikle ilgili kanun maddelerinin ve yerleşik Yargıtay içtihatlarının titizlikle incelenmesi gerekmektedir. 

CEZA DAVALARINA BAKAN AVUKATLAR NE YAPAR?

Ceza davalarına bakan avukatları, ceza hukukunun konusunu oluşturan suçlarla ilgilenen uzman hukukçulardır. Ceza davaları, kişinin özgürlüğünü doğrudan etkileyen yargılamalar olduğu için bu süreçlerin mutlaka bir ceza avukatı ile sürdürülmesi gerekmektedir. Zira ceza davaları teknik bilgi ve tecrübe gerektirdiğinden, kişilerin bu süreçte mutlaka hukuki destek alması elzemdir. Elbette belirli istisnalar dışında her kişi kendi davasını takip edebilir; ancak ceza davalarında kişilerin tek başına yapacakları savunmalar eksik kalacak ve yetersiz olacaktır. Bu anlamda davasına bakan avukatlar , bilgi, tecrübe ve kabiliyeti ile etkin bir savunma yaparak müvekkiline en iyi hukuki desteği sağlar. Dolayısıyla avukatın, ister şüpheli ister mağdur konumunda olsun, soruşturma aşamasından itibaren kişilerin yanında yer alması büyük bir önem taşır. 

Soruşturma Aşamasında Ceza Avukatının Rolü 

Bir ceza davasında savunma, soruşturma evresiyle başlar. Soruşturma aşaması, suç şüphesinin öğrenilmesinden kovuşturma evresine kadarki süreci kapsar. Bu doğrultuda kişinin karakol, savcılık ve Sulh Ceza Hakimliği süreçlerinde profesyonel hukuki destek alması hayati önem taşır. Soruşturma evresinde ceza avukatı, üstlendiği kritik rol ile sürecin seyrini doğrudan etkiler. 

Ceza davalarının en önemli parçalarından biri ifade aşamasıdır. Kişinin vereceği ilk ifadeler, yargılamanın ilerleyen aşamalarında dikkate alınan en temel unsurlardır. Bu aşamada ceza davalarına bakan avukat, müvekkilinin karakol ve savcılık ifadelerinde yanında yer alarak en etkin hukuki desteği sağlar. Avukat, ifade alınmadan önce dosyayı titizlikle inceler; müvekkilin lehine ve aleyhine olan hususları tespit eder, bilgi ve tecrübesiyle müvekkilini bilgilendirir. Müvekkile susma hakkı hatırlatılır ve aleyhine delil sunmaya zorlanamayacağı açıklanır. İfade öncesinde dosyadaki önemli hususlar aktarılarak ifadenin hukuki dayanakları güçlendirilir. 

Soruşturma aşamasında avukatın gerçekleştirdiği savunma, davanın geleceği açısından belirleyicidir. Örneğin, arama veya el koyma kararlarının hukuka aykırı olması durumunda bu usulsüzlüklerin avukat tarafından derhal tespit edilip ileri sürülmesi gerekir. Aynı şekilde, müvekkil hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma ihtimali varsa bu durumun ivedilikle değerlendirilmesi şarttır; zira soruşturma aşamasında uygulanacak etkin pişmanlık indirimleri ile kovuşturma aşamasındaki indirim oranları farklılık gösterebilir. Şahıs, alacağı ceza miktarını göz önünde bulundurarak soruşturma evresinde bu haktan yararlanmayı tercih edebilir. 

Bu süreçte ceza avukatı, müvekkilin lehine olan delillerin toplanması için resmi taleplerde bulunur ve gerekli gördüğü hallerde sunduğu yazılı savunmalarla müvekkili lehine en elverişli sonucun çıkmasını hedefler. Nitekim bazı dosyalarda, soruşturma aşamasında yapılan etkin savunma ve hukuki girişimler sayesinde dava aşamasına geçilmeden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) alınarak süreç müvekkil açısından en kısa ve en olumlu yoldan sonuçlandırılmış olur.

Kovuşturma Aşamasında ve Kanun Yollarında Süreç 

Ceza davalarına bakan avukat, soruşturma aşamasında üstlendiği etkin rolü kovuşturma aşamasında da sürdürür. Kovuşturma aşaması, iddianamenin kabulü ile kararın kesinleşmesine kadarki süreci kapsayan ve soruşturmanın tamamlanmasının ardından geçilen evredir. Bu aşamada ceza avukatı, mahkeme sürecinde müvekkilinin en etkin savunmayı yapabilmesi için gerekli tüm hukuki desteği sağlar. 

Avukat, gerek hazırlayacağı yazılı savunmalarla gerekse duruşma sırasında yapacağı sözlü savunmalarla müvekkili lehine en elverişli sonucun elde edilmesi için mücadele eder. Yargılama sırasında eksik hususların veya toplanmamış delillerin bulunması durumunda bunları mahkemeden talep ederek müvekkilinin haklarını en doğru şekilde korur. Mahkeme tarafından aleyhe bir karar verilmesi halinde ise gerekli kanun yollarına (istinaf ve Yargıtay) başvurarak hukuki sürecin doğru bir şekilde yürütülmesini sağlar. 

Görüldüğü üzere, gerek soruşturma ve kovuşturma aşamalarında gerekse infaz sürecinin tamamında bir ceza avukatının profesyonel hukuki desteğinden faydalanmak son derece önemlidir. 

CEZA DAVALARINDA AVUKAT VEKALETNAME OLMADAN DOSYAYI TAKİP EDEBİLİR Mİ? 

Ceza davalarında avukat, vekaletname olmaksızın da soruşturma ve kovuşturma aşamalarında dosyayı inceleyebilir; şüphelinin karakol ve savcılık ifadelerine, ayrıca Sulh Ceza Hakimliği'ndeki sorgusuna iştirak edebilir. Aynı şekilde kovuşturma aşamasında mahkemedeki sorgu işlemlerine de vekaletsiz katılabilmektedir.

Ancak uygulamada mahkemeler, vekaletsiz katılım sağlanan ilk duruşmanın ardından avukattan kısa süre içinde vekaletname sunmasını talep etmektedir. Bir ceza avukatının süreci vekaletname ile takip etmesi her zaman çok daha avantajlıdır. Vekaletname sayesinde avukat, UYAP üzerinden dosyayı kesintisiz olarak takip edebilir, dosyaya sonradan eklenen evrakları rahatlıkla görebilir ve kanun yollarına çok daha hızlı başvurabilir. Ayrıca vekaletnameli avukat, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde dosyadaki evrakların ve belgelerin birer suretini (örneğini) kolaylıkla temin edebilmektedir. 

CEZA DAVALARI NE KADAR SÜRER? 

Ceza davaları; esas itibarıyla kanuni mercilerin suçun öğrenilmesi yani soruşturma aşamasının başlamasıyla başlar ve hükmün kesinleşmesine kadar geçen süreci kapsar. Bu hukuki süreç kimi zaman nispeten kısa sürerken, çoğunlukla uzun bir zamana yayılabilmektedir. 

Soruşturma ve kovuşturma aşamalarının süresini etkileyen başlıca faktörler şunlardır: 

  • Delil Toplama Süreçleri: Henüz delillerin toplanmamış olması, müşteki, şüpheli veya tanık gibi bilgi sahibi kişilere ulaşılamaması süreci uzatmaktadır.
  • Adli Tıp Kurumu Raporları: Özellikle bazı dosyalarda (örneğin uyuşturucu suçlarında) Adli Tıp Kurumu'ndan rapor tanzim edilmesinin gerekmesi ve bu raporların geç gelmesi, davanın seyrini ve mahkeme aşamasına geçişi geciktirebilmektedir.
  • Eksikliklerin Giderilmesi: Dosyadaki bir takım usuli ve maddi eksikliklerin tamamlanmasının beklenilmesi de zaman almaktadır.

Bu aşamada savcı, hakim, ceza avukatı, kolluk görevlileri ve ilgili vatandaşlara önemli görevler düşmektedir; sürecin hızlanması ancak tüm aktörlerin görevlerini etkin bir şekilde yerine getirmesiyle mümkündür. Soruşturma evresinin tamamlanmasıyla birlikte mahkeme aşamasına geçilir. Mahkemelerin adil yargılanma hakkı gereği dosyaları en doğru ve hızlı şekilde karara bağlaması esastır. Dosyadaki tüm deliller eksiksiz toplandıktan sonra mahkeme nihai kararını verir. 

Ancak mahkemenin karar vermesiyle hüküm doğrudan kesinleşmemektedir. Çıkan karardan memnun olmayan veya aleyhe olduğunu düşünen taraflar, kanun yollarına (istinaf ve Yargıtay) başvuru yapmaktadır. Mahkemelerin ve üst mahkemelerin yoğun iş yükü nedeniyle bu aşamalarda dosyalar uzun süre bekleyebilmektedir. İstinaf ve Yargıtay incelemelerinin tamamlanmasının ardından kararlar kesinleşmekte ve infaz aşamasına geçilmektedir. Yargılamaların makul sürede bitmesi adil yargılanma hakkının en önemli şartlarından biri olup, bu konuda tüm yargı unsurlarının koordineli ve etkili bir şekilde çalışması gerekmektedir. 

CEZA DAVALARINDA DİLEKÇE ÖNEMLİ MİDİR? 

Ceza davaları kimi zaman bir ihbarla, kimi zaman suçüstü durumlarıyla, bazen bir ifadeyle bazen de doğrudan suç duyurusu ile başlar. Bu aşamalarda ilgili kişiler dinlenir, deliller toplanır ve savcı ya da hakim elde edilen bu verilere dayanarak kararlar alır. Ceza davalarında gerek soruşturma aşamasında gerekse mahkeme sürecinde savunma amacıyla dilekçe sunmak son derece faydalıdır. Yazılacak bu dilekçeler sayesinde hem çok daha güçlü bir savunma yapılır hem de hukuki talepler çok daha net ve anlaşılır bir şekilde ifade edilmiş olur. 

Elbette kollukta, savcılıkta veya hakimlik huzurunda sözlü olarak verilen ifadeler de büyük önem taşır; ancak bu ifadeler zaman zaman eksik kalabilmektedir. Bir ceza avukatı vasıtasıyla takip edilen davalarda, avukatın dosyaya sunacağı kapsamlı savunma dilekçesi hakimin olaya bakış açısını değiştirebilir ve müvekkili lehine son derece etkili bir sonuç doğurabilir. Özetle, ceza davalarında savunma dilekçeleri hayati bir öneme sahiptir ve soruşturma ile kovuşturma aşamalarının her evresinde yazılı dilekçe sunmak hukuki başarı açısından büyük avantaj sağlar.

İSTANBUL CEZA AVUKATI – İSTANBUL AĞIR CEZA AVUKATI

İstanbul, suç sayısının ve suç oranının yüksek olduğu metropollerin başında gelmekte olup, ceza dava sayısının da en yoğun olduğu şehirlerin başında yer alır. İstanbul’da gerçekleşen olaylarda yetkili mahkemeler doğal olarak İstanbul mahkemeleridir; bu nedenle İstanbul’da bir ceza dosyası veya davası olan vatandaşlar, hukuki süreci doğrudan İstanbul’daki ceza avukatları aracılığıyla yürütmek istemektedir. 

Başka illere kayıtlı avukatların İstanbul’daki davaları üstlenmesinde yasal bir engel bulunmamaktadır. Ancak dosyanın bulunduğu şehirdeki bir avukatla çalışmak, sürecin takibi açısından hem çok daha avantajlı hem de erişilebilirlik bakımından çok daha kolaydır. İstanbul ceza avukatları, ceza hukukunun alanına giren tüm davaları ve uyuşmazlıkları yakından takip eder. Ceza yargılamalarında bir ceza avukatı ile hareket etmek hak kayıplarını önlemek adına son derece faydalıdır. 

Türk hukuk sistemimizde ilke olarak her avukat her türlü davayı takip etme yetkisine sahiptir; avukatlık mesleğinde resmi bir uzmanlık zorunluluğu bulunmamaktadır. Bununla birlikte, pratik uygulamada ağırlıklı olarak ceza davalarına bakan ve bu alanda yoğunlaşan hukukçular için meslektaşlar ve vatandaşlar arasında "ceza avukatı" veya "ağır ceza avukatı" tabirleri kullanılmaktadır.


Av. Doğan DİNÇER

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Av. Doğan Dinçer, Dinçer Hukuk Bürosu'nun kurucusudur. İstanbul Barosu'na kayıtlı olup, müvekkillerine uzun süredir özellikle Ceza Hukuku & Aile Hukuku alanlarında uzman, nitelikli ve çözüm odaklı hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.